Mevlana aşk sözleri ,anlamlı sözler

Mevlana aşk sözleri zaman farketmeksizin herkesin merak ettiği sözlerdir. Gelin bu anlamlı sözleriyle beraber bilgi edinelim .

Mevlana aşk sözleri

REKLAM

– Aşk herşeydedir ama hiçbir şeyde görünmez.

-Nerde akarsu varsa , orada yeşillik vardır. Nerde akan gözyaşı varsa , oraya rahmet gelir.

-Cahille oturup bal yiyeceğine , alimle otorup kuru ekmek ye.

-Gönül almayı bilmeyene ömür emanet edilmez.

-Gönül hissetmezse kulak duymuş neylesin, kalp sevmedikçe el dokunmuş neylesin.

-Aradığın seni arayandır.

AŞK SÖZLERİ

-İnsanlar senin mutlu olmanı istiyor. Senin mutluluğunu düşünenlere acı çektirme.

-Her şeyi kaybettim ama kendimi buldum.

-Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin, Şaşmam dersin şaşarsın. Öldüm der durur, Yine de yaşarsın.

-Odun yanınca kül olur, insan yanınca kul olur.

-Bir günah işlediğinde hemen tövbe et. İnsan suya düştüğü için değil, sudan çıkamadığı için boğulur.

mevlana aşk sözleri, anlamlı sözler mevlana

-Akıllılar önceden ağlarlar; bilgisizlerse işin sonunda başlarını vururlar. 

-İşin başında sonunu gör de ceza gününde pişman olma.

-İnsan dostunun huyunu alır.

-Güzel üslupla söz söyleyenleriz; Mesih’in talebesiyiz; nice ölülere tuttuk da can üfürdük biz.

-Sen böyle güzelken bana söz düşmez

-Sevgi şifadır.

-Gönlüm gürültüsüz, patırtısız, harfsiz, sessiz bir söz istiyor!

-Sevdiğini hiç gitmeyecekmiş gibi seversen, gittiğinde de hep gelecekmiş gibi beklersin.

-Aşıkların gönüllerinin yanışıyla, gözyaşları olmasaydı dünya su olmazdı. Ateş de…

mevlana aşk sözleri, anlamlı sözler mevlana

-Zorsa sev ama sevmiyorsa zorlama…

-Gönül almayı bilmeyene gönül emanet edilmez.

-Birini seviyorsanız, onu Allah’tan isteyin Kalpler Allah’ın elindedir.

-Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.

-Aşk nedir, bilmiyorsan gecelere sor, şu sapsarı yüzlere, şu kupkuru dudaklara sor.

mevlana aşk sözleri, anlamlı sözler mevlana

Mevlana Anlamlı Sözler

-Sır gibi seversen eğer muradın gerçekleşir. Çünkü tohum toprağa gizlenirse yeşerir.

-Duamdaki gözyaşım kadar edepliydi. İçime düşen aşkın… Ey benim beşeri aldanışım, ben seni kalbime koyana sevdalıyım.

-Bir gün gelir, açmaz dediğin çiçekler. Gitmez dediğin dertler gider. Bitmez dediğin zaman geçer. Hayat öyle bir sır ki; önce şükür, sonra sabır, sonra da inanmak gerek.

-Senin dünyaya bakan penceren kirli ise, benim çiçeklerim sana çamur görünür.

-Sevenler en sonunda bir yerlerde buluşmazlar. Onlar en başından beri birbirlerinin içindedirler.

-Üstünün dostu ol ki üstün olasın. Kendine gel be hey azgın, mağluplarla dost olma! Münkirin delili ancak ve ancak şudur: Ben şu görünen yurttan başka bir şey görmüyorum! Hiç düşünmez ki nerede görünen bir şey varsa o, gizli hikmetleri haber vermektedir. Her görünen şeyin faydası, faydanın ilaçlarla gizli oluşu gibi o şeyin içinde gizlidir.

-Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

-Cahil insan, gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır.

mevlana aşk sözleri, anlamlı sözler mevlana

-Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel.”

Mevlana aşk sözleri ve güzel sözler

-Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

-Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

-Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar.

-Misafir Gelecekmiş Gibi Evini Ölüm Gelecekmiş Gibi Kalbini Temiz Tut.

-Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

-Sevgini vermesini öğren. Çünkü gönlün anlasın ki hepsine yer varmış. Sevgisiz insandan dünya, unutma ki korkarmış.

-İyilik aradın mı, insanda kötülük kalmaz.

Gönlüm dilime dargın, dilim gönlüme, Gönlüm duygularını anlatamadığı için kızarken dilime, Dilim anlatamayacağı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme”

Bir Günah İşlediğinde Hemen Tövbe Et İnsan Suya Düştüğü Değil Sudan Çıkmadığı İçin Boğulur

Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı’yı görmüş olur.

Açlık, ilaçların padişahıdır. Hekimler niye perhiz verir düşünsene.

Her zaman doğruyu söyle, ama her zaman her doğruyu değil.

Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

Gerçek Aşk’ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar.

Konu ne olursa olsun, verdiğin ‘üzüntü’ ve aldığın ‘ah’ bir cam parçasından daha keskindir, dönüp dolaşıp üzerine basarsın.

Rabbim, kalbim’e değen sızıları ince, ince söz eyle,Yüzüme değen gözyaşlarıma Rahmet eyle.

Aşk, öyle engin bir denizdir ki ne başlangıcı ne de sonu vardır.

Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, Huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.

Dünya sevgisi, dünya geçimiyle savaşma yüzünden sana o ebedi azabı ehemmiyetsiz gösterir. Ölümü bile ehemmiyetsiz bir hale getirirse  bunda şaşılacak ne var ki? O sihriyle bunun gibi yüzlerce iş yapar!

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek, yaratılışı bakımından otu beğenir.

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

İyi dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur.

Mevlanın Hayatı

MEVLANA, tam adıyla Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî; O zamanın Horasan Ülnetin Belh kentinde 30 Eylül 1207 yılında dünyaya gelmiştir.
Günümüzde ise Belh kenti Afganistan sınırları içerisinde bulunmaktadır.
Mevlana’nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, “Bilginlerin Sultanı” unvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahâeddin Veled’tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur. Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası sebebiyle Belh’ den ayrılıp Nişabur’a gelmek zorunda kalmıştır.
Sultânü’I Ulemâ Nişabur’dan Bağdat’a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe’ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam’a uğradı. Şam’dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende’ye (Karaman) geldiler. Karaman’da Subaşı Emir Mûsâ’nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.

KARAMANDAKİ HAYATI


1227 yılında Karaman’a gelen Sultânü’l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlana 1225 yılında Şerafettin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile aynı kentde evlendi. Yıllar sonra Gevher Hatun’u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yapmıştır.
Mevlana’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi isimli iki oğlu ile Melike Hatun isimli bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolu’nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti’nin egemenliği altında idi. Konya ise en parlak dönemini geçiren Selçuklu Devleti’nin başşehri halindedır. Konya o yıllarda büyük ilim insanları, sanatkârlarları içinde barındıran koskocaman bir kent durumdadır.
Selçuklu Devleti’nin o zaman ki hükümdarı, Selçuklu’nun en parlak dönemini yaşamasını sağlamış olan Alâeddin Keykubat idi. Alâeddin Keykubad Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled’i bulunduğu kent yani Karaman’dan Konya’ya davet etti ve Konya’ya yerleşmesini istedi. Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled bu teklifi kabul etmiş ve 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve yakın arkadaşları ile beraber bu kente yerleşmişlerdir.
Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında geldikleri en son kent olan Konya’da vefat etmiştir. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçilmiştir. Halen daha müze olarak kullanılan Mevlana Dergâhındaki bugünkü yerine defnolundu.
Sultânü’l-Ulemâ vefat edince, öğrencileri ve müritleri bu sefer babasının yerine geçecek olan Mevlana’nın etrafında toplandılar.
Mevlana ise o dönemde büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, babasının yerini doldurup İplikçi Medresesi’nde vaazlar veriyordu. Vaazları ise çoğu kişi tarafından büyük ilgi görmüştü.
O sıralarda Mevlana Şems-i Tebrizi ile karşı karşıya kalmışlardır. Genç bir âlim olan Mevlana, Şems’in kendisine sorduğu tasavvuf muhtevalı sorulara verdiği yanıtlar vasıtası ile tanırlar. İki engin insan arasındaki bu tanışma ile tesis edilen büyük dostluk ve yakınlık, Şems’in kayboluşu ya da ölümü nedeniyle fazla sürmemiştir.
Hernet birbirini anlamasını ve birbirine güzelgörü ile bakmasını, engin anlayışının temeli sayan ve kendisinin hayat görüşünün de Kur’an-ı Kerîm ile Hz. Muhammed (a.s)’ın çizgisi üzere olduğunu sıklıkla vurgulayan Mevlana Celâleddin, 17 Aralık 1273 Pazar günü, 66 yaşında iken Konya’da vefat etmiştir.
Mevlana Celâleddin, vefat gününü, en büyük sevgili olarak bildiği Allah’a kavuşma anı olarak açıkladıği için, o gece “Şeb-i Arûs” yani “Düğün Gecesi” olarak kabul eder.
Hz. Mevlâna’nın 25.618 beyitten oluşan Mesnevî’sinin dışında Divan-ı Kebir, Mektubât, Fihi Mâ Fih ve Mecâlis-i Seb’a eserleri de dünyanın dört bir yanısıra ilgi ile takip edilmektedir.

Bir Cevap Yazın